Eğitim 2020.09.19 17:50

Prof. Dr. Orhan Kavuncu: “Siyasetin amacı Türk milletine hizmet etmektir. Biz öyle bildik ve yaptık. Ama maalesef günümüzde çoğu insanın amacı şahsi makamlarını korumaktan başka bir şey değil.”

60
  • Kendinizi tanıtır mısınız?

Prof. Dr. Orhan Kavuncu: 71 yaşındayım. Osmaniye’de doğdum, Türkistanlı bir ailenin çocuğuyum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Osmaniye’de bitirdim. Daha sonra Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde eğitim hayatımı devam ettirdim. Daha sonra Tarım Bakanlığı’na bağlı araştırma enstitülerinde görev yaptım. Bu esnada Ziraat Fakültesi’nde genetik ve istatistik çalışmalarına da imza attım. Gençlik yıllarımızdan beri de vatanımıza-milletimize dernekler ve sivil toplum örgütleri vasıtasıyla hizmet ediyoruz. Öğrenciyken Milli Türk Talebe Birliği’nin gençlik oluşumlarında görev aldım. Ayrıca Ziraat Mühendisliği Birliği’nde ikinci başkanlık yaptım. Ülkücü Öğretim Üyeleri ve Öğretmenler Birliği’nde de yönetim kurullarında görev aldım. Ülkü-Tek’in kurucu ikinci başkanıydım. 1980’den sonra Türk Ocakları tekrar faaliyete geçince, 1987’de Ankara Türk Ocağını kurdum ve burada hizmetime devam ettim. Halen Türk Ocağı Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı olarak görev yapmaktayım.

1981-1982’de Kanada’da bir üniversitede doktora üstü bursla teorik populasyon genetiği çalıştım. 1984’de Doçent, 1991’de Profesör oldum. Kazakistan’da Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde rektör birinci yardımcısı olarak çalıştım.

  • Orhan Bey, siyasete nasıl adım attığınızı anlatır mısınız?

Prof. Dr. Orhan Kavuncu: Öncelikle şunu belirteyim, ben hiçbir zaman, hiçbir siyasi makama talip olmadım. Çevrem ve arkadaşlarım Milletvekilliği veya benzeri görevleri bana verdi. Özellikle altını çizmek istiyorum. Siyasi makamlar iş değil görevdir.

1985’te Kazakistan’dan, Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’ndeki görevimden döndüm. Türk Ocağından genç arkadaşların da siyasete girmemi istemesi ile benim de BBP ve Muhsin Yazıcıoğlu’na hayranlık duymam dolayısıyla siyasete BBP ile adım attım. Hatta Muhsin Başkan beni telefon ile arayıp Milletvekili adayı olarak seni uygun gördük dediğinde “O göreve layık ve partide emeği geçen birçok arkadaşım var.” Yanıtını vermiştim. Muhsin Başkan o arkadaşlar seni uygun gördü cevabını verince görevi kabul ettim. İlk seçimimde Adana’dan; 3. sıradan milletvekili adayı gösterildim. Muhsin Başkan ile eskiden tanışıklığım vardı ve oninla birlikte siyaset yapmak da büyük bir bahtiyarlıktı. Adam gibi adamdı Muhsin Başkan. Onunla aynı yolu yürümek benim için şerefti.

Daha sonra MHP’den ayrılıp, parti kurmaya karar veren arkadaşlarla yolumuz kesişti. İYİ Parti’nin kurulma sürecinde, Meral Akşener’le görüştük ve kendisine gereken desteği vereceğimi söyledim. Ben aktif olarak yer almasam da oğlum Satuk Buğra Kavuncu bugün İyi Parti’de siyaset yapıyor, İstanbul İl Başkanı ve bundan son derece mutluyum.

  • İyi Parti’nin ülkücü camia tarafından eleştirilmesi konusunda neler söylemek istersiniz?

Prof. Dr. Orhan Kavuncu: Birçok eleştiri ile karşı karşıya kalıyoruz, bırakılıyoruz. Eski yol arkadaşlarımız bizi CHP ile olan ittifakımızdan dolayı eleştiriyor. Ben de onlara şöyle cevap veriyorum. Tasavvuf ehli insanların sözüdür: ‘’Davamızı ve derdimizi anlatmak ve başarılı kılmak için gerekirse meyhaneye bile gideriz.’’

Oğlum Satuk Buğra da bir TV programında ifade etti. Bizim ittifak yaptığımız parti hiçbir zaman ‘’Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alıyoruz’’ demedi. Ben de burada aynı ifadeyi kullanmak istiyorum, bir kez daha. Vatan-millet için ne gerekiyorsa onu yapıyoruz. CHP’ye oy vermek bizim çok mu içimize siniyor? Hayır, ama siyasette bazı şeylere mecbur kalabiliyorsunuz. Mahalli seçimlerde oy verdiğimiz Ekrem İmamoğlu’nun ailesi Ülkücü camia içinden gelen, tertemiz insanlar, Mansur Yavaş’ın ülkücülüğü tarşılmaz ve bunlara oy verip, destekleyerek doğru yaptığımız ortadadır.

Bizim yumuşak karnımız esasında HDP’nin de bizimle aynı adayları desteklemesi. Bana göre eski yol arkadaşlarımızın, ülkücü camia içinde bize muhalif olan arkadaşlarımızın bu konuda konuşmaya da hakkı yok. İstanbul’daki tekrarlanan seçimden evvel terörist başının mektubunu TRT’de okumadılar mı? Kardeşini çıkarıp, konuşturmadılar mı? Sonra ne oldu? İktidar teröre yeşil ışık yakınca bütün ülkücüler oyunu Ekrem Bey’e ve Mansur Beye verdiler. Bizim HDP’ ye tepkimiz tamamen Ülkücü refleksidir ve bunun değişme ihtimali yoktur.

  • Türkiye’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bir durum değerlendirmesi rica ediyoruz.

Prof. Dr. Orhan Kavuncu: Kritik zamanlardan geçiyoruz elbette. Birinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki günlere benzeyen zor günlerden geçiyoruz. Bir taraftan 18 ada meselesi var. Gözümüzün önünde Ak Parti Hükümeti 2004 yılında AB’den müzakere tarihi alabilmek için bu adaların Yunanistan tarafından ilhakını alenen görmezden geldi. Bugün durumun farkına vardılar. Oysaki biz bu adaların durumunu ve Yunanistan’a verilmemesi gerektiğini Annan Planı’ndan beri söylüyoruz. Rusya ile Libya’da karşı karşıyayız ayrıca Ermeniler yeniden kıpırdanmaya başladı. Bununla beraber Suriye’de YPG etkin bir biçimde varlığını devam ettiriyor. Bütün bu sıkıntılar içerisinde hükümetin olumlu tek siyaseti Libya’daki meşru hükümetle birlikte hareket etmesi. Bu siyasetin arkasında durmak zorundayız. Etrafımızda bir ateş çemberi var. Fransa’nın Yunanistan’a desteği de bu noktada önemli. Emperyalistler yine, yeniden üstümüze saldırıyor. Son derece dikkatli olmalı ve dış siyaseti iç siyasete alet etmemeliyiz.

Amerika ile ilgili tavrımızın da son derece istikrarsız olduğunu düşünüyorum. Hükümetimiz istikrarlı bir tavır belirlemekten aciz. Dış politikada büyük tutarsızlıklar söz konusu ve bu durum Türkiye’nin sürekli sağa sola savrulmasına neden oluyor. Dış politika sanatı her tarafı idare edebilmektir. Rahmetli Muhsin Başkan dış politikamızın nasıl olması gerektiğini çok doğru anlatmıştı: ‘’Pergelin sabit ayağı Türk dünyası olacak, diğer ayak ise her yerde olabilir ve herkesle iyi olabilir. ‘’ Biz herkesle kötü oluyoruz ve bu durum Türkiye’ye zarar veriyor. Mısır’ın içişlerinden bize ne? Biz Amerika’ya, Biden’e kızıyoruz ama Mısır’a müdahale etmekte bir sakınca görmüyoruz. Sen onun içişlerine karışırken iyi, Biden yapınca mı kötü? İstikrarsızlıktan kastım böyle şeyler. Etrafımızda büyük bir ateş çemberi var. Böyle bir durumda iç politikada seçim hazırlıkları yapmak, insanları kutuplaştırmak bana erdemli davranışlar olarak görünmüyor. Siyasetin amacı Türk milletine hizmet etmektir. Biz öyle bildik ve yaptık. Ama maalesef günümüzde çoğu insanın amacı şahsi makamlarını korumaktan başka bir şey değil. Tahmin ediyorum ki şartların biraz lehine olduğunu gördüklerinde erken seçim kararı da alacaklar. İçeride yüzde iki oy alacağım diye, dışarıda yanlış işlere girişilmemeli.

Cumhuriyetin bedelini unutmayalım. Sakarya’da, Çanakkale’de memlekete ilimleriyle hizmet edeceğine kanlarıyla hizmet ederek şehit olan Türk Ocaklı gençleri unutmayalım. Bu memleket, bu Cumhuriyet bizim için çok önemli ve kurucu değerlerle hesaplaşmak isteyenlere bu bedellerin nasıl ödendiğini ilelebet anlatacağız. Mustafa Kemal Atatürk’e laf söyleyenler, dil uzatanlar ödenen bedelleri de unutmasın! Rica ediyorum, bütün batılılaşma hamlelerini, yanlış birtakım batılılaşma hamlelerini Atatürk’e havale etmesinler. Atatürk’ün üç sıfatı vardır. Birincisi İstiklal Harbinin başkomutanıdır. İkincisi TBMM’nin kurucu başkanıdır ve üçüncüsü Cumhuriyetimizin İlk Cumhurbaşkanıdır. Bu sıfatlar unutulmasın. Bu sıfatların sahibi aziz ve mübarek bir insandır. Mustafa Kemal Atatürk’ü kimseye harcatmayız.

  • Orhan Hocam, Türk Ocağının müstesna şahsiyetlerinden biri olarak Türk Milliyetçiliğini tarif etmenizi rica ediyoruz. Bu kavramın içini nasıl doldurmak gerekiyor?

Prof. Dr. Orhan Kavuncu: Türk Ocağı’nda, Türk Milliyetçiliğini bir mefkûre (Ülkü) olarak, ardından koşulan, uğruna çalışılan, ulaşılmak istenen yüce amaç olarak öğrendik. Türk Milletine hizmettir bu işin aslı. Bu hizmeti yaparken de milletimizin özelliklerini; töresini, dilini, dinini tekâmül ettirmek zorundasınız ve buna gayret etmek durumundasınız. Türk milletine hizmet etmek mefkûresi olarak ifade edebilirim ve Türk milletini geliştirmek için çalışmak. Bizim Türk Milliyetçiliği anlayışımız ırk milliyetçiliği üzerine kurulu da değil, bizim Türk milliyetçiliğimiz devlete mensubiyet şuuru ve kültür ile töremizdir. Asıl olan budur. Rahmetli İbrahim Kafesoğlu hocanın da ifade ettiği gibi, ‘’Türk sözcüğü fiilden yapılmıştır ve töresi olan, türeyen’’ manalarına gelmektedir. Rahmetli hocamızın dediği gibi bizim töremiz var ve mefkûremiz bunun üzerine kurulu.

sinirotesigazetesi.org

Şərhlər

Çok okunanlar (günlük)

Çok okunanlar (haftalık)

Yuxarı